| Ekli Kelime |
Kelime Tercümesi |
|
Kaçka |
Ahşap el arabası. <<İşi biturup kaçkayi sahabına verdınmi?>> |
|
Kağ |
Parçalanıp kurutulmuş elma parçası. <<Sobanın başına koydum. Ekmeklarda kurumiş kağa donmiş.>> |
|
Kaka |
Çocuklara pis şeyleri belirtmek için söylenir. Cocuk pisliği. << Dokunma yavrum kaka.>> |
|
Kalakula adam |
Sefil mazlum adam. |
|
Kanayağli |
Evli kadın için, üçüncu kişi gıyabında konuşurken hitap şekli.
|
|
Kancık |
Dişi köpek. <<Kancığ gimi sırıtma yuzuma.>> |
|
Kantarma |
Atın başına takılan atın ağzina gem diye verilen metal aksamı olan kalın meşinden yapılmış yular. <<Ata kantarmay vururgimi gelini eva bağladım.>>
|
|
Kapçiyek |
Deyirmeci hakkı. |
|
Kaput |
1. Deri pardesu. 2. En küçük rus parası. <<Adam kaputuni bizda burağmiş>>; <<Bendan kaput alamazsın.> |
|
Karapan |
Mereğin (Samalık) önünde mereğin çatisının 3-4 m ileriye uzandığı harman döverken yağmurlu havada harmandaki sap ve samanın yığıldığı ahşap sundurma. <<Ola karapanda kalduğ.>> |
|
Kartopi |
1. Patates. 2. Kardan yapılan patates büyüklüğündeki top. << Yemegımda yoğtur. Hala gedacamki ağşama kartopi yemegi yapem.>>; <<Bir kar yağsada kartopi oynasağ.>> |
|
Kasnağ |
Kod, kulek, kolopa, elek ve ğarbul gibi kaplarin silindirik yan kenarını oluşturan, 0.5 cm kalınlığında geniş tahtadan yapılmış kısmı. <<Kulegın kasnaği çatladi sut hep yera goga getti>> |
|
Kav |
. (A ince okunursa): Yakışıklı, elbisesi yeni ve düzgün. 2. (A kalın okunursa): Ağaç mantarından elde edilen didiklenerek pipo tütünü büyüklüğünde küçültülüp kurutulan, kav çakmaği (yay şeklinde çelik |
|
Kayğana |
Tereyağında alt üst edilerek iki tarafıda kızarıncaya kadar pişirilmiş yumurta. Omlet. <<Turan yukliyer ye dede ye 6 yumurtanın kayğanasıni.>>
|
|
Kaymağ |
Kaynamış sütün soğuyunca üstunde biriken kırema. <<San sutun hep kaymağıni yersın. Biza gogmasunasi kalur.>>
|
|
Kekre |
Kayalıklarda yetişen gövdesi yenen yöreye özgü bitki. |
|
Kelecoş Çorbası |
Bayat ekmekler çorba kaselerine doğranır. Tencerede doğranmış bır baş soğan tereyayağında soğanlar sararıncaya kadar kavrulur. Tuz, biber ilave edilir. Üzerine ekmek doğranmış kaselere yetecek miktard |
|
Kenkür |
Saç <<No oldi kızım? Altun kenkurlarinmi tokuldi.>> |
|
Kersan |
Ahşaptan oyulmuş küre kapağı şeklinde elle hamur yoğrulan tekne. <<Komşidan kersan alacamki ğamur yoğurem. Bizimki dun elımdan duştı kırıldi.>> |
|
Kert |
1. Bayat ekmek. 2. Herhangi bir şey üzerine açılan çendik. <<Kert ekmeklarım var onnara birda kalacoş kaynattımmi tamam.>>; <<Bonduruğa naya kert attın. Alem başan gular.>>
|